INGSOC, Big Brother ve Resmi İdeoloji

1984 enfes bir kitap. Filmini izlemişsinizdir. Kitabı da bir şekilde edinip okuyun derim. Pdf olarak bile internette mevcut. Geçen hafta onu ilk kez okudum ve biraz geç kaldığımı fark ettim. Filmini izlemiş olsam da nedense kitabını okumak için çaba sarf etmemişim. İlginç.

poster_1984_lrg

Kitabı okurken George Orwell‘ın kurguladığı ütopya ile mücadele ettiğimiz sistem arasında oldukça fazla benzerlik kurdum. Bunları paylaşmazsam üzülürdüm. Ve muhtemelen konu yine Kemalizme dayanacak. Biliyorum sözümü tutamadım. Üzgünüm.

Sayfalarını yeni açanlar için ufak bir tekrar yapalım; Kemalizm iktidar arzusu olmayan siyasal bir düşünce. Düne kadar böyle bir arzusu yoktu çünkü zaten iktidardaydı. Yargı kurumlarıyla, Anayasa Mahkemesiyle, MGK ve ordusuyla tüm sistemi yönetti. Kurduğu bu mekanik sistemi ve devletçi yapıyı seçimlere soktuğu adında ‘halk’ olan parti ile kontrol etmeye çalışıyordu. Kitaptaki rejimin partisi olan INGSOC‘un kötü bir kopyası olan parti Big Brother tarafından ona bahşedilen her şeyden yararlandı. Medyadan, tarihten, sinemadan, tiyatrodan ve hatta futboldan.

5

Halkı istediği şekilde dönüştürmeye çalıştı ve kısmen dönüştürdü. Giyecekleri kıyafetten, çalacakları müzik aletine, okutulacak tarihten, kafalarındaki düşüncelere kadar her şey planlandı. Yasaklar uygulandı. Direnenler kanlı bir şekilde bastırıldı. Tek tip insan tek tip düşünce. Tek hedef buydu. ->

Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik kuvvettir” 1984

Toplumsal dinamiklerin geliştirdiği öfkeyi bir merkeze yönlendirmek ve diri tutmak için sistem düşmanı kendisi yarattı. Bu düşmanın Orwell’ın kitabındaki adı Emmanuel Goldstein‘di. Yazarın İspanya iç savaşında faşistlere karşı beraber savaştığı Emma Goldman’dan esinlendiği söylenir.

goldstein

Bizim Emmanuel Goldstein‘imiz Kürtler ve dindarlardı. Azınlıkları da buna katabilirdik. Ama sayıları az olduğundan etkileri fazla yoktu. Onlarla savaşıyor ve şehitler veriyorduk. Okullara, yollara ve anıtlara rejime bağlılığı diri tutmak için şehitlerin isimleri verildi. Ölen gençlerin, çocukların adları, savaşa dair her şey batıda yaşatıldı. Şehit Uzman Çavuş Hasan Aydın üst geçidi, şehit Jandarma er Fırat Özer ilkokulu, Şehit Kubilay parkı… Öfke dolduk. Kimin başlattığını ve ne zaman başladığını bilmediğimiz bir savaşa karşı. Rejim geçmişten beri dağda Kürtlerle şehirde dincilerle savaştaydı. Araplar haindi. Bize hep öyle anlatıldı. Kimse bunlara itiraz edemedi.  2+2=5

3

Onları aşağıladık. Azınlıkları, dindarları, Kürtleri, Ermenileri… Çünkü bize karşıydılar. Doğru ve kusursuz sistemimize. Cahildiler ve aydınlatılmaları gerekiyordu. Tarih böyle yazdı. Ve bu yüzden hep bir ağızdan onlardan nefret ettik.

Adsız

Çocuklara her sabah rejime bağlılık yeminleri ettirildi. Daha küçük yaşlardan itibaren Big Brother onların gözünde Tanrı’nın yerini aldı. ->

Her şey temelden aşılanıyordu. Toplumsal dinamikler ırk, din, mezhep ekseninde daima diri tutularak kimsenin sistemi sorgulamaması ve bunu düşünecek fırsat bulamaması sağlandı. Terör bizzat devlet tarafından yaratıldı ve teşvik edildi. Tarih çarpıtıldı. Batıdakilere doğu hakkında yalanlar söylendi. Ve olmayan savaşlar için zafer marşları… “Yobazların katlettiği Kubilay Menemen’de törenlerle anıldı” ->

6

Onlar tarafından yapılmayan tüm zaferler tarihten silindi. Kahramanlar, hainler hepsi. İstedikleri kişi hain, istedikleri kişi kahraman oldu. Sorgulayamadık. “Suriye bozgunu ve Enver Paşa tarihten çıkarıldı”

Yeni ideolojiye uygun yaşam tarzı teşvik edildi. Aksi ‘bağnazlık’ ve ‘yobazlık’ olarak adlandırıldı. Zamanla herkes kendinden ve geçmişinden utandı. Alkol, sigara ve pornografi bizzat devlet tarafından medya eliyle teşvik edildi. -> Güzellik yarışmaları yapıldı. Çokta güzel olmayan kızlara törenlerle taç giydirildi.  ->

Geçmiş yanlı ve taraflı bir şekilde yeni nesle anlatıldı. Eski savaşa dair her şey yeniden yorumlandı. “Cephede savaşan başörtülü kadın fotoğrafları albümlerden çıkarıldı” ->

Kimse asıl kaynağından geçmişini okuyamadı. Yeni yazıyla yazılan tüm eserlerin ve dolayısıyla halkın kontrolü onların eline geçti. Harf inkılabı Orwell’ın bahsettiği gibi bir ‘Yeni Konuş‘ projesiydi. ->

Yeni Konuş `George Orwell`’ın 1984 adlı romanında bahsi geçen rejimin tüm toplumuna yaymak için uğraştığı yeni bir dil. Yeni konuş romana göre 2050 yılına kadar Eski Konuş‘un yerini alacaktı. Yeni konuş’la beraber rejim eski dili ve beraberinde eski düşünceyi kaldırıp rejimine uygun zararsız vatandaşlar yaratma çabasındadır. Kelime ve anlamların içeriği boşaltılır, toplumsal bağlar zayıflar, sözlüklere her yıl zararsız kelimeler eklenir ve zararlılar çıkarılır. Ancak eklenen kelimelerde ‘özgürlük’, ‘zafer’, ‘insanlık’ gibi sosyal yapıyı eskiye döndürecek yada isyan yaratacak terimlere yer verilmez. Yer verilse bile anlamı yumuşatılır, zararsız hale getirilir. Rejime karşı olan Goldsteinizm’in tüm izleri bu şekilde silinecekti.

” ‘Kurtuluş’ terimi sözlüklerden çıkarıldı” ->

Yeni Konuş dil hamlesine ülkemiz için ‘dil devrimi’ örneği verilebilir. Ancak burada bile ‘devrim’ kelimesi rejim tarafından tehlikeli bulunduğundan  yerine ‘inkılap’ teriminin konulmaya çalışıldığını hatırlatmakta fayda var. Ve bu çaba anlattığı gibi okullarda sıfırdan üzerimizde kurgulanarak bugünlere kadar geldi. Türkçeleştirme bir çeşit yeni konuş projesi gibi görünüyor. Eskiye dair her şeyin silinmesiyle sıfırdan bir toplum yaratma ütopyası romandaki durumla benzer. Yeni Konuş’a itaat etmeyenler ‘ajan’ olarak adlandırılır, öldürülür yada toplumdan tecrit edilirler. Her şey uzun yıllar sürecek planlı bir programın parçasıdır. “İstanbul Üniversitesi’ girişindeki eski yazının üzeri mermer plaka ile kapatıldı”

“…Yeni konuşun amacı yalnızca dünya çapında bir tanımlar ortamı ya da INGSOC‘un izlerine uygun düşünsel alışkanlıklar sağlamak değil, aynı zamanda düşüncenin tüm biçimlerini olanaksız kılmaktı. Yeni konuş benimsendiği ve eski konuş tümüyle unutulduğu zaman, INGSOC‘un ilkelerinden sapmak demek olan, kabul gören öğretilere karşıt düşüncenin üzerinde düşünülmesini olanaksız kılmak amaçlanıyordu. Çünkü düşünce sözcüklere bağımlıydı. Yeni sözcük dağarcığı bir parti üyesinin açıklamak istediği tüm kavramları doğru ve ustaca kullanabilmesine izin verirken bunun dışındaki tüm kavramları ve onlara ulaşabilmenin dolambaçlı yöntemlerini ortadan kaldırmaktaydı. Bu kısmen yeni sözcüklerin kurulmasıyla, ama daha çok, istenmeyen sözcüklerin dışlanmasıyla, dili etkin siyasal düşünceden sapmış sözcüklerden arındırmakla ve tüm ikinci anlamları ne türlü olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmakla gerçekleştiriliyordu…” 1984 sf 114

“Kürdistan terimi sözlüklerden çıkarıldı”

+ Portakallar ve limonlar der St.Clement’in çanları
– Onlar nedir?
+ Eski bir şeyler

Geçmişe dair rejim tarafından riskli görünen sadece sözcükler değildi. Fotoğraflar bile bazen tehlikeli olabiliyordu. “Latife Hanım’ın çarşaflı resmi albümlerden çıkarıldı” ->

Sistemi zora sokan şey batının zorlamasıyla çok partili seçime geçmesi oldu. Ama bunun da üstesinden geldi. Her şeyi ona göre dizayn etti. Türkiye’de seçimler daima göstermelikti. Big Brother‘ın yolundan sapan her parti muhtıralarla, kapatma davalarıyla ya tarihten silindi yada minimize edildi. Bazen vekiller meclisten alınıp hapishanelere götürüldü, işkencelerden geçirildi. Ona dokunan başbakanları astı, partileri kapattı, vekilleri linç etti. Sistem adı farklı olan ama temelde aynı davayı savunan partiler tarafından titizlikle işletildi. Bazen sağ bazen sol partilerle. Meclis el kaldırıp indiren bir noter işlevi gördü. Terörle hem ona muhalif tüm alt grupları baskı altına aldı, hemde kendi tabanını ona daha çok bağladı. Dindarları baskı altına almak için belli aralıklarla kendisinden olan yazar ve akademisyenleri öldürdü, onları efsaneleştirdi. Kontrollü terör saldırıları gerçekleştirdi. Böylece gücünü aldığı laik tabanını korku ile besledi. Dindarları öldürmedi. Yeşilçam‘la ve medyayla onları aşağıladı halk gözünden düşürdü. Bazen delirtti. Yavaş yavaş kendi görüşünü empoze etti. Binlerce gencinin dağlarda ölümünü izledi. Sistemli bir kaos ortamı oluşturdu. Tüm kademeleriyle bunu korudu ve buna dokunup düzeltmeye çalışanı ‘hainlikle’ suçladı. Böylece kimse onu eleştirmeye cesaret edemedi. Menemen olayı ile başlayan tüm bu düzmece sistem 2007 yılında Danıştay Saldırısı ile kendini ele verdi. Maske düştü.

– Hamlet: Bana bir şey söyle, Horatio.
– Horatio: Hukukun olmadığı devlet, devlet değil çetedir, efendimiz.

Danıştay saldırısı sistemi anlama açısından önemlidir. Ne olmuştu o saldırıda? Cumhuriyet’in dayanağı olan temel paradigma yani kaos projesi çöktü. Kaosun aslında sistemin kendisi tarafından yaratıldığı ortaya çıktı. “Laikliğe kurşun yazısı manşetten verildi”

2

Olay pratikte gayet mantıklıydı. Dindarları temsil eden bir meczup Danıştay’a silahlı saldırı düzenlemiş, rejimi tehlikeye atmıştı. Kamera kayıtları o gün ilginç bir şekilde silindi. Olay günü ‘tesadüfen’ orada olmayan Danıştay Başkan Vekili Tansel Çölaşan kanal kanal gezerek saldırganın ‘Allah’ın askeriyim, Allahü ekber’ diyerek ateş ettiğini iddia etmesi daha sonra saldırıya uğrayan üyeler tarafından yalanlansa da zihinlerde öyle kaldı. Cenazede halk hükümeti istifaya çağırıyordu. Sistem tıkır tıkır işledi. Suçlu dindarlar ve dolayısıyla onları şımartan hükümetti. Ardından düzenlenen Cumhuriyet mitingleri. Ve bir yıl içinde bitirici vuruş; kapatma davası.

“Savaş aslında yönetici gruplar tarafından sürdürüldü. Ve amacı aslında Avrasya yada Doğu Asya’ya karşı zafer kazanmak değildi. Toplumsal yapının sağlamlığını korumaktı.” 1984

Kitlelerin rejime bağlılıklarını arttıran kaos, kan ve faili meçhuller yıllarca sürdü. Herkes tek bir bayrak altında toplandı. Ona biat etti ve hayatını ona adadı.

4

Peki ülkemizde devrim başarılı mıdır? Evet. Çok az kişi buna direnebilir. Toplumun en entelektüel kesimi olduğu iddiasındaki üniversite öğrencilerinin bile %90’ı sosyal/siyasi tüm alanlarda benzer görüşlere sahiptir. Hayatlarını 1 kişinin kurtardığını düşünürler. O kişiye her gün şükran duyar ve şükran duymayanları ayıplarlar/dışlarlar. Güneyliler haindir, kuzeyliler barbar. Medeniyet batıda güneş gibi doğmakta ve bizi koşar adım yanına çağırmaktadır. Ve medeniyete gidecek tek yol O’nun bize gösterdiği yoldur. ->

Reklamlar

“INGSOC, Big Brother ve Resmi İdeoloji” için 6 yorum

  1. Bence Türk halkından bu kadar ümitsiz olmayınız, bunca yıl sonra sistemin dışına çıkabilen bunca insan varsa o toplumun velileri ve delileri henüz yok olmamış demektir, nasıl bir mikrop vucuda girer ve vucud buna tepki gösterirse bu halk ta başından beri bu sisteme reaksiyon göstermekten vazgeçmedi,( dindar bir kimliğim olduğunu söylemem hiç bir şeye ideolijk bakmam doğruya doğru diyebilecek olgunluğa va akla sahibim) bu bağlamda UYANIŞI yaşayan insanların varlığını bilmek bile bir mutluluk kaynağı madem yemininizi bozdunuz bence böyle faydalı çalışmalara devam ediniz, devam edinizki velilik görevinizi yerine getiriniz. kalın sağlıcakla

  2. Sivil faşizmi ve 1984’ü kanlı canlı bugün yaşarken hala 80 yıl öncesini irdelemek güzelmiş. Cambaza bak taktiğiniz başarılı.

  3. Bilg Brother şuan yaşanıyor 1930 larda aramana gerek yok. Bir şahsı Allah ilan edenler, peygamber ilan edip onu kutsayanlar ve yaşananlara bak! Kürt sorunu da Cumhuriyette çıkmadı. Osmanlıdan beri var 25 tane isyanı var Kürtlerin ve bu Kürtler barış melakeleri değildir. Hamidiye Alaylarını unutmadık. Kürtler katil sürüleri olarak Alevileri katlediyordu. Onu da yazsana Yavuz’dan beri Osmanlı’nın celladıydı Alevilere karşı. Bunun karşılığında kimseye verilmeyen ayrıcalık verildi ; babadan oğula toprak geçişi. Bu yüzden bugün ağalık sistemi Kürtlerde halen vardır.
    Ne dindarlarmış hep masumlar ama başka bir katil sürüsü de bu siyasal islamcılar. Danıştay saldırısından önce Ak-it gazetesine “işte o üyeler” manşetini de mi Kemalist ajanlar attırdı? O adamın eline o gazeteyi de mi Kemalistler verdi? Bu dindarlar Cuma namazı çıkışlarında köşeye sıkıştırdıkları insanları cennete gitmek için yakmalarını da mı Kemalistler söyledi? Madımakta insanları katlederek yaka yaka öldürerek toplu ayin yapmalarını da mı Kemalizm söyledi?

  4. Buyuk biraderler bugünün siyonizmidir. Farkına vardıkça bataklığa bir adım daha atılıyor. İnsan kötü oldukça kısır döngü her zaman devam ediyor. Tek bir kötülük emeğe yabancılasmayi ve sonucunda bir zincir halinde devamını getiriyor. Sen deyiş dünya degissin.

  5. Başörtülü savaşan kadınların resimlerin kitaplardan çıkarılması ne çok üzdü bizi bilemezsin! Adam bir yobaz olarak faşizmi anladığını bir de üstüne tahlil ettiğini söyleyecek kadar uçmuş. 1984’le yani faşizmle Türkiye’nin çok bağlantısı vardır ama bunu analiz edecek adam sen değilsin Kemalist faşizmden önce bu ülkeye en büyük zararı islam dini verdi!

  6. Bunu yazan tam bir mal olmalı.Okuduğu her kitap da obsesif olarak kemaliz mi görüyor büyük ihtimal,”bana herşey seni hatırlatıyor” şarkı sözleri gibi.Kitap bu arada parti devleti anlatıyor.Stalin rejimi,kuzey kore bizdeki karşılığı akp rejimi vb örnekler verilebilir.Kemalizm dediğiniz şey fransız ihtilalinin avrupa aydınlanmasının bizdeki karşılığın dan öte bir şey değil o kadar fobik olmayın la, biraz kavramlar nereden geliyor ansiklopedi falan karıştırın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s